AİHM Taner Kılıç kararında, Hükümetin, başvurucunun bir insan hakları savunucusu olarak faaliyetlerinin ceza soruşturmasının konusu olmadığı yönündeki savunmasını (§ 135) neden kabul etmemiştir?
AİHM bu savunmayı kabul etmemiştir, çünkü başvurucu aleyhine 4 Ekim 2017'de açılan ikinci ceza davasının iddianamesi, açıkça başvurucunun insan hakları faaliyetlerini suçlama konusu yapmıştır. Bu iddianamede, 5 Temmuz 2017'de düzenlenen çalıştay, Gezi olayları ve 15 Temmuz sonrası insan hakları ihlalleri hakkında farkındalık yaratma faaliyetleri gibi eylemler, terör örgütü üyeliği suçlamasına dayanak olarak gösterilmiştir (§ 30). Bu durum, Hükümetin savunmasının aksine, ceza yargılamasının konusunun doğrudan başvurucunun ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamındaki meşru faaliyetleriyle ilgili olduğunu somut bir şekilde ortaya koymuştur. Bu nedenle AİHM, bu aşamadan itibaren tutukluluğun, Sözleşme'nin 10. maddesine bir müdahale teşkil ettiğine karar vermiştir (§ 149-151).