AİHM, Taner Kılıç kararında, Anayasa Mahkemesi'nin 25 Aralık 2018 tarihli kararının 'özet' bir karar olduğunu ve şikayetlerin 'açıkça dayanaktan yoksun' olduğu gerekçesiyle reddedildiğini belirtmiştir (§ 50). AİHM'in, AYM kararının bu niteliğini vurgulamasının anlamı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272438

AİHM'in bu durumu vurgulamasının birkaç anlamı vardır: 1) Etkili Başvuru Hakkı: AYM'nin, AİHM önündeki temel şikayetlerle (makul şüphe yokluğu, delillerin yetersizliği vb.) ilgili somut ve detaylı bir gerekçe sunmadan, şikayetleri genel ve 'özet' bir ifadeyle 'açıkça dayanaktan yoksun' bularak reddetmesi, bireysel başvuru yolunun bu davada etkili bir şekilde işlemediğine işaret eder. 2) İkincillik İlkesi: AİHM, kural olarak iç hukuk yollarının tüketilmesini bekler (ikincillik ilkesi). Ancak iç hukuk yolunu işleten mahkeme (AYM), iddiaları ciddiyetle ve yeterli gerekçeyle incelemezse, AİHM bu durumu dikkate alır. 3) Delil Değeri: AYM kararının gerekçesiz olması, AİHM'in kendi değerlendirmesini yaparken, AYM'nin ulaştığı sonuçla neden aynı fikirde olmadığını açıklamasını kolaylaştırır. Ayrıntılı bir AYM kararı, AİHM'in daha detaylı bir karşı argüman geliştirmesini gerektirebilirdi. Özetle, bu vurgu, iç hukuk yolunun şeklen değil, esasen de etkili olması gerektiğinin altını çizer.