AİHM, Taner Kılıç kararında, ulusal mahkemelerin, başvurucunun Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi başkanı olarak yürüttüğü faaliyetleri (Gezi olayları, insan hakları ihlalleri hakkında farkındalık yaratma vb.) terör örgütü üyeliği suçunun delili olarak değerlendirmesini Sözleşme'nin hangi ilkesiyle bağdaşmaz bulmuştur?
AİHM, bu durumu Sözleşme'nin 10. maddesinde korunan ifade özgürlüğü ve bu özgürlüğün demokratik bir toplumdaki temel rolü ilkesiyle bağdaşmaz bulmuştur. Kararın 112. ve 145-147. paragraflarında, bir insan hakları savunucusunun meşru ve barışçıl faaliyetlerinin, özellikle de kamuyu ilgilendiren konularda (Gezi olayları, insan hakları ihlalleri gibi) görüş açıklama ve farkındalık yaratma eylemlerinin, keyfi bir şekilde bir terör suçunun delili olarak kullanılamayacağı vurgulanmıştır. Bu tür bir yaklaşım, ifade özgürlüğünün özünü zedeler, sivil toplum üzerinde caydırıcı bir etki yaratır ve temel hakların kullanımını kriminalize eder. AİHM'e göre, bu tür faaliyetler, aksi somut delillerle kanıtlanmadıkça, Sözleşme'nin koruması altındadır.