Taner Kılıç davasında İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Temmuz 2020 tarihli mahkumiyet hükmünde, 'muhalif yargıç' ayrık bir görüş belirtmiştir (§ 46). Bu muhalif görüşün temel argümanları nelerdi ve AİHM'in kararıyla nasıl bir paralellik göstermektedir?
Muhalif yargıcın temel argümanları şunlardı: 1) Başvurucunun ByLock kullanıcısı olduğuna dair iddiaların, T.K.P. tarafından hazırlanan ve başvurucunun bu uygulamayı indirmediğini/kullanmadığını gösteren bilirkişi raporları ile çürütüldüğünü belirtmiştir. 2) Bank Asya hesabına, örgüt liderinin çağrısından sonra örgütsel bir amaçla para yatırılmadığını gözlemlemiştir. 3) Telefonunda bulunan videonun, bir suç faaliyeti amacıyla kaydedildiğine dair bir emare bulunmadığını ifade etmiştir. Bu gerekçelerle, başvurucunun beraat etmesi gerektiğini savunmuştur. Bu görüş, AİHM'in kararıyla tam bir paralellik göstermektedir. AİHM de aynı şekilde, ByLock delilinin çürütüldüğünü, diğer eylemlerin ise suç şüphesi oluşturmaktan uzak olduğunu belirterek tutukluluğun haksız olduğuna karar vermiştir. Muhalif görüş, AİHM'in vardığı sonuçların iç hukukta da bir yargı mensubu tarafından paylaşıldığını göstermesi açısından önemlidir.