HMK m. 119/1-(e) 'vakıaların açık özetleri' ile HMK m. 119/1-(f) 'her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği' hükümleri birbiriyle nasıl bir bütünlük oluşturur? Bu iki unsurun dava dilekçesinde birlikte ve uyumlu bir şekilde yer almasının yargılama açısından önemi nedir?
Bu iki hüküm, HMK'nın benimsediği 'somutlaştırma yükü'nün iki temel ayağını oluşturur ve aralarında sıkı bir bütünlük vardır. HMK m. 119/1-(e), davacıdan davasının temelini oluşturan olaylar dizisini (maddi vakıaları) somut ve anlaşılır bir şekilde anlatmasını ister. HMK m. 119/1-(f) ise, bu anlatılan her bir somut olayın hangi delille (tanık, belge, yemin, bilirkişi vb.) ispatlanacağının belirtilmesini zorunlu kılar. Bu ikisinin uyumu, davanın en başında 'iddia-savunma-ispat' üçgeninin net bir şekilde kurulmasını sağlar. Bu sayede: 1) Davalı, hangi somut vakıaya karşı hangi delille savunma yapacağını bilir. 2) Mahkeme, ön incelemede hangi vakıaların çekişmeli olduğunu kolayca tespit eder. 3) Tahkikat aşaması, sadece çekişmeli olan ve delili gösterilen vakıaların ispatına odaklanarak daha hızlı ve etkin bir şekilde yürütülür. Bu bütünlük, yargılamanın öngörülebilir, düzenli ve süratli ilerlemesinin güvencesidir.