HMK m. 119/1-(d) uyarınca dava değerinin gösterilmesi gereken bir davada, davacı değeri göstermemiş, mahkeme de bu eksikliğe rağmen davayı esastan inceleyip reddetmiştir. Yargıtay, bu kararı 'dava dilekçesinin reddine' şeklinde düzelterek onamıştır (Yargıtay 20. HD, 2017/5289). 'Davanın reddi' ile 'dava dilekçesinin reddi' kararları arasında davacı açısından ne gibi pratik bir fark vardır?
'Davanın esastan reddi' kararı, mahkemenin uyuşmazlığın esasına girerek davacının haklı olmadığına kanaat getirdiği anlamına gelir ve bu karar maddi anlamda kesin hüküm (HMK m. 303) teşkil eder. Davacı, aynı vakıalara ve sebebe dayanarak aynı davayı tekrar açamaz. 'Dava dilekçesinin reddi' ise usuli bir karardır ve davanın esasına girilmediğini gösterir. Bu karar kesin hüküm teşkil etmez. Davacı, dilekçesindeki usuli eksikliği (örneğin dava değerini göstermek ve buna göre harcı tamamlamak gibi) gidererek aynı davayı yeniden açma hakkına sahiptir. Dolayısıyla, dava dilekçesinin reddi, davacının hak arama yolunu tamamen kapatmazken, davanın esastan reddi o uyuşmazlık için yolu kapatır.