Sanığın, yokluğunda verilen bir mahkumiyet hükmü kendisine usulüne uygun tebliğ edilmiş ancak temyiz süresini geçirmiştir. Karar kesinleştirilip infaza verilmiştir. Daha sonra, kararın tebliğ edildiği tarih itibarıyla aslında dava zamanaşımının dolmuş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, kesinleşmiş hükümdeki bu hukuka aykırılık hangi yolla giderilebilir? Yargıtay CGK'nın 2014/259 sayılı kararının arka planı bu sorunu nasıl ortaya koymaktadır?
Bu hukuka aykırılık iki temel yolla giderilebilir: 1) İnfaz Savcılığının talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin 5275 sayılı Kanun m. 98 uyarınca bir 'ek karar' vermesi. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu yolu benimsemiş ve bu kararın itiraza tabi olduğuna hükmetmiştir. 2) Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla 'kanun yararına bozma' (CMK m. 309) olağanüstü kanun yoluna başvurulması. Nitekim YCGK kararının arka planında, İnfaz Savcılığının önce Adalet Bakanlığı'ndan kanun yararına bozma talep ettiği, Bakanlığın ise 'bu kararın mahkemesince ortadan kaldırılması gerektiği' gerekçesiyle bu yola gitmediği ve dosyayı mahkemesine iade ettiği görülmektedir. Her iki yol da kesinleşmiş bir karardaki bariz bir hukuka aykırılığı (zamanaşımı) gidermeyi amaçlar, ancak tabi oldukları usul ve merciler farklıdır (Yargıtay CGK, E. 2013/11-398, K. 2014/259).