AİHM Taner Kılıç kararında, Hükümetin, derogasyon bildirimine dayanarak olağanüstü hal dönemindeki uygulamaları savunmasına karşın, Mahkeme olağanüstü halin 19 Temmuz 2018'de sona erdiğini ve derogasyon bildiriminin 8 Ağustos 2018'de geri çekildiğini belirtmiştir (§ 4). Bu tarihlerin, başvurucunun tutukluluk sürecinin değerlendirilmesindeki önemi nedir?
Bu tarihlerin önemi, derogasyonun (15. madde) uygulanabileceği zaman dilimini sınırlamasıdır. Başvurucunun tutukluluğu 6 Haziran 2017'de başlamış ve 15 Ağustos 2018'e kadar sürmüştür. Tutukluluğun 19 Temmuz 2018'e kadar olan kısmı, olağanüstü hal ve derogasyon rejimi altında değerlendirilebilir. Bu dönemdeki bazı usuli kısıtlamalar (örneğin duruşma yapılmaması), AİHM tarafından 'durumun gerektirdiği ölçüde' kabul edilebilir. Ancak, 19 Temmuz 2018'den sonraki tutukluluk dönemi (yaklaşık bir ay) artık derogasyon kalkanı altında değildir ve Sözleşme'nin standart güvencelerine tam olarak tabidir. Hükümet, bu dönemdeki bir hak ihlalini olağanüstü hal gerekçesiyle savunamaz. AİHM'in bu tarihleri belirtmesi, incelemesini zamansal olarak ayırdığını ve derogasyonun sınırsız bir geçerliliği olmadığını vurguladığını gösterir.