Taner Kılıç davasında, başvurucunun tutuklanmasına dayanak gösterilen delillerden biri, kız kardeşinin Zaman gazetesi editörü ile evli olmasıydı. AİHM, bu tür bir 'ailevi bağ'ın makul şüphe oluşturma potansiyelini nasıl değerlendirmiştir?
AİHM, bu tür bir ailevi bağın tek başına makul şüphe oluşturmak için yeterli olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Kararın 104. ve 105. paragraflarında, bu unsur diğer 'dolaylı unsurlar' arasında sayılmıştır. AİHM'e göre, bir kişinin bir suçtan şüpheli sayılması için, kendi eylemlerine dayanan somut ve bireyselleştirilmiş delillerin olması gerekir. Bir akrabanın mesleği veya konumu nedeniyle kişinin otomatik olarak şüpheli hale gelmesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine ve masumiyet karinesine aykırıdır. Mahkeme, bu tür bir 'suçlulukla ilişkilendirme' (guilt by association) yaklaşımını kabul etmemiş ve bu delili, başvurucunun yasa dışı bir örgüte mensup olduğunu gösteren bir belirti olarak görmemiştir (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 104-105).