AİHM, Taner Kılıç kararında (§ 108), ulusal mahkemelerin, başvurucu aleyhindeki şüpheyi değerlendirirken sonradan ortaya çıkan bilirkişi raporlarını dikkate almamasını nasıl yorumlamıştır? Bu durum, tutukluluk incelemesinde hangi ilkenin ihlaline işaret eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272326

AİHM, ulusal mahkemelerin, başvurucunun ByLock'u hiç indirmediğini veya kullanmadığını belirten ve sonradan dosyaya giren çok sayıda bilirkişi raporunu (örneğin § 14, 21, 36, 42) dikkate almamasını, tutukluluğun keyfiliğinin bir göstergesi olarak yorumlamıştır. Mahkemeler, ilk baştaki 'analiz sonucu' adlı özet ve dayanaksız belgeye takılıp kalmış, lehe olan ve şüpheyi ciddi şekilde zayıflatan bu yeni ve somut delilleri göz ardı etmiştir. Bu durum, tutukluluk incelemesinin dinamik bir süreç olması ve her aşamada mevcut tüm delillerin (hem aleyhe hem lehe) dikkate alınarak yapılması gerektiği ilkesinin ihlaline işaret eder. Mahkemelerin, şüpheyi ortadan kaldırabilecek nitelikteki yeni delillere karşı kayıtsız kalması, tutukluluğun devamına ilişkin kararların 'ilgili ve yeterli' gerekçelere dayanmadığını gösterir ve keyfilik riskini artırır.