Bir işe iade davasında, davacının iş akdinin feshi, asıl işveren ile alt işveren arasındaki hizmet sözleşmesinin sona ermesine dayandırılmıştır. Bu durum, tek başına feshin 'geçerli bir neden' teşkil ettiğini kanıtlar mı?
Hayır, tek başına kanıtlamaz. Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin sona ermesi, alt işveren açısından 'işletmesel bir karar' niteliğindedir ve bu durum, feshin son çare olması ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Alt işveren, hizmet sözleşmesi sona erdiğinde, işçiyi işletmesi bünyesindeki başka bir projede veya işte görevlendirme imkanı olup olmadığını araştırmalıdır. Eğer işçiyi çalıştırabileceği başka bir pozisyon yoksa ve fesih kaçınılmaz hale gelmişse, bu durum geçerli bir fesih nedeni oluşturabilir. Ancak, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2017/684 sayılı kararında da işaret edildiği gibi, mahkemenin sadece hizmet sözleşmesinin bittiği gerekçesine dayanması yeterli değildir; feshin son çare olup olmadığını, davalılar arasındaki ilişkinin niteliğini (muvazaa olup olmadığını) ve işçinin başka bir işte değerlendirilme imkanını da araştırması gerekir.