AİHM, Taner Kılıç kararında Sözleşme'nin 5. maddesi § 3 ihlaline karar verirken, tutukluluğu haklı kılmak için öne sürülen 'kaçma riski' ve 'katalog suç' gibi gerekçeleri neden yeterli bulmamıştır?
AİHM, bu gerekçeleri iki temel nedenle yetersiz bulmuştur. Birincisi ve en önemlisi, Mahkeme 'makul şüphe'nin varlığını tutukluluğun devamı için bir ön koşul olarak görmektedir. Makul şüphenin bulunmadığı tespit edildiğinde, diğer gerekçeler (kaçma riski, delil karartma, katalog suç vb.) hukuki dayanaklarını kaybeder ve anlamsız hale gelir (§ 119). İkincisi, AİHM içtihadına göre, bu tür gerekçeler soyut ve basmakalıp ifadelerle değil, başvurucunun kişisel durumuna ilişkin somut olgularla desteklenmelidir. Yerel mahkemelerin kararlarında, Taner Kılıç'ın özelinde kaçma riski olduğuna dair somut bir delil veya gerekçe sunulmamış, sadece suçun niteliğine ve 'katalog suç' olmasına genel bir atıf yapılmıştır. AİHM, bu tür genel ve soyut gerekçelerin, bireyselleştirilmedikçe tutukluluğun devamını haklı kılamayacağını defalarca belirtmiştir (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 9, 34, 119).