AİHM Taner Kılıç kararında, başvurucunun bir insan hakları savunucusu olarak özel rolü, Sözleşme'nin 10. maddesi (ifade özgürlüğü) kapsamındaki değerlendirmeyi nasıl etkilemiştir? Mahkeme, STK'ların ve insan hakları savunucularının toplumdaki işlevini nasıl tanımlamıştır?
AİHM, başvurucunun bir insan hakları savunucusu ve bir STK yöneticisi (Uluslararası Af Örgütü) olarak özel rolüne büyük önem atfetmiştir (§ 145). Mahkeme, insan hakları savunucularının, basına benzer şekilde bir 'kamu gözlemcisi' rolü oynadığını ve bu nedenle Sözleşme kapsamında özel bir korumayı hak ettiğini belirtmiştir. STK'lar, kamuoyunu bilgilendirerek, şeffaflık ve hesap verebilirliği teşvik ederek ve demokratik toplumun gelişimine katkıda bulunarak önemli bir işlev görürler. Bu nedenle, Taner Kılıç'ın insan hakları faaliyetleri (çalıştaylar, kampanyalar vb.) nedeniyle yargılanması ve tutuklanması, sadece bireysel ifade özgürlüğüne bir müdahale değil, aynı zamanda sivil toplum ve insan hakları savunuculuğu üzerinde geniş bir 'caydırıcı etki' yaratan bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Bu statü, müdahalenin ağırlığını ve haksızlığını AİHM gözünde artırmıştır (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 145-147).