AİHM, Taner Kılıç kararında, Hükümetin CMK m. 141 uyarınca tazminat yolunun etkili olduğu iddiasına karşılık, bu yolun 'başarısızlığa mahkum olacağı' sonucuna varmıştır. Bu sonuca ulaşırken hangi mahkemenin kararını temel almıştır ve bu durum iç hukuk yollarının tüketilmesinde 'etkililik' kriteri açısından ne ifade etmektedir?
AİHM, bu sonuca ulaşırken temel olarak Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kararını esas almıştır (§ 74). AYM, başvurucunun bireysel başvurusunu 'açıkça dayanaktan yoksun' bularak reddetmiş ve tutuklamanın hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir. AİHM'e göre, en yüksek yargı organlarından biri olan AYM'nin bu tespiti karşısında, daha alt dereceli bir mahkemenin (CMK m. 141'e bakacak olan Ağır Ceza Mahkemesi) aynı konuda farklı bir değerlendirme yaparak tutuklamanın hukuka aykırı olduğuna ve tazminata hükmetme ihtimali yoktur. Bu durum, bir hukuk yolunun sadece teoride var olmasının yeterli olmadığını, pratikte de erişilebilir ve başarı şansı sunan 'etkili' bir yol olması gerektiğini göstermektedir. Üst bir mahkemenin başvurucunun aleyhine kesin bir tespiti, alt mahkemedeki bir yolu etkisiz hale getirebilir (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 71-74).