AİHM Taner Kılıç kararında, başvurucunun ikinci ceza davasında yargılandığı eylemler (çalıştay düzenlemek, protesto mesajlaşmaları, farkındalık kampanyası vb.) Sözleşme'nin 10. maddesi kapsamında nasıl bir nitelik taşımaktadır ve bu eylemlerin suç şüphesi oluşturmadaki rolü nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272294

AİHM, bu eylemleri, ilk bakışta bir insan hakları savunucusunun 'olağan barışçıl ve yasal eylemleri' olarak nitelendirmiştir (§ 112). Mahkeme, bu eylemlerin suç niteliğini ortaya çıkaracak başka somut unsurların yokluğunda, tek başlarına bir terör örgütü üyeliği suçuna dair 'makul şüphe' oluşturamayacağını değerlendirmiştir. AİHM içtihadına göre, bir kişinin Sözleşme ile güvence altına alınan haklarını (ifade, toplanma özgürlüğü vb.) kullanmasıyla bağlantılı eylemler, keyfi bir şekilde suç şüphesi olarak yorumlanamaz. Bu yaklaşım, temel hakların kullanımının kriminalize edilmesini ve sivil toplum faaliyetleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratılmasını önlemeyi amaçlamaktadır (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 112; Merabishvili v. Gürcistan kararına atıfla).