Boşanma davalarında, delillerin bildirilme zamanı açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun genel hükümlerinden (örneğin HMK m. 119, 129, 145) ayrılmayı gerektiren özel bir durum var mıdır? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/63 sayılı kararındaki karşı oy, bu konuda hangi argümanları ileri sürmüştür?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çoğunluk görüşü, boşanma davalarının kamu düzenini ilgilendiren niteliği ve TMK m. 184'teki hakimin kanıtları serbestçe takdir edeceği ilkesi gereği, delil bildirme süreleri konusunda HMK'nın katı kurallarının esnetilebileceği ve davalının sonradan bildirdiği tanıkların dinlenmesi gerektiği yönünde karar vermiştir. Ancak karşı oyda, TMK m. 184'ün 'aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir' diyerek genel usul kanununa atıf yaptığı, belirtilen istisnalar arasında delillerin gösterilme zamanına ilişkin bir ayrıklık bulunmadığı vurgulanmıştır. Karşı oya göre, HMK'nın delillerin dilekçelerle birlikte sunulmasını ve sonradan delil gösterilemeyeceğini (HMK m. 145) öngören emredici hükümleri boşanma davalarında da aynen uygulanmalıdır. Aksi bir yorum, yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesini (Anayasa m. 141) zedeler ve kanunun açık hükümlerine aykırı olur (HGK, E. 2014/2-433, K. 2016/63, Karşı Oy Gerekçesi).