Bir işçilik alacağı davasında, davalı işveren ön incelemede verilen usulüne uygun kesin süreye rağmen ücret bordrolarını sunmamıştır. Ancak, temyiz aşamasında bu bordroları dosyaya ibraz etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/894 sayılı kararında, bu durum nasıl değerlendirilmiştir? Çoğunluk ve azınlık görüşü arasındaki temel fark nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272276

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında çoğunluk görüşü, davalı vekiline verilen kesin sürenin sonuçlarının ihtar edilmemesi nedeniyle usulüne uygun olmadığı, bu nedenle temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren (itfa eden) nitelikteki ödeme belgelerinin (ücret bordroları) dikkate alınması ve bu yönde bir inceleme yapılması gerektiği yönündedir. Çoğunluk, hakkı ortadan kaldıran belgelerin yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği ve usulsüz kesin süre nedeniyle davalının delil sunma hakkının ortadan kalkmadığı ilkesine dayanmıştır. Azınlık görüşü ise, HMK'nın delillerin sunulma zamanını kesin kurallara bağladığını (HMK m. 145), usulüne uygun kesin süreye uymayan tarafın sonradan delil sunamayacağını, aksi takdirde yargılamayı uzatma amacı güden kötü niyetli kişilerin ödüllendirileceğini ve 'kanunu bilmemek mazeret sayılmaz' ilkesi gereği, özellikle vekille temsil edilen davalıya kesin sürenin sonuçlarının ayrıca ihtar edilmesine gerek olmadığını savunarak direnme kararının onanması gerektiğini belirtmiştir (HGK, E. 2017/7-2097, K. 2017/894).