AİHM, Taner Kılıç kararında, Türkiye'nin Sözleşme'nin 15. maddesi uyarınca yaptığı derogasyon (askıya alma) bildirimini dikkate almıştır. Ancak, 5. maddenin 1. fıkrasındaki 'makul şüphe' standardının ihlal edildiği sonucuna varırken, bu derogasyonun neden uygulanamayacağını belirtmiştir?
AİHM, başvurucunun tutuklanmasına ve tutukluluğunun devamına, olağanüstü hal sırasında çıkarılan bir KHK ile değil, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) OHAL sırasında değiştirilmeyen ve olağan dönemde de yürürlükte olan 100. maddesi uyarınca karar verildiğini tespit etmiştir. Yani, başvurucuya uygulanan tedbir, 'durumun gerektirdiği katı bir tedbir' olarak kabul edilemezdi çünkü olağan kanun hükümlerine dayanıyordu. Mahkeme, bu koşullarda derogasyonun uygulanmasının, özgürlükten yoksun bırakma için aranan asgari 'makul şüphe' standardını ortadan kaldıracağını ve Sözleşme'nin 5. maddesinin amacını boşa çıkaracağını belirtmiştir. Dolayısıyla, olağan kanunlara dayalı bir tutuklamanın keyfiliği, OHAL koşullarıyla meşrulaştırılamaz (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 115).