AİHM Taner Kılıç kararında, başvurucunun tutukluluk halinin uzatılmasına ilişkin kararların gerekçelerinin yeterliliği Sözleşme'nin 5. maddesi § 3 kapsamında nasıl değerlendirilmiştir? Mahkeme'nin 'makul şüphe' yokluğu tespiti, bu değerlendirmeyi nasıl etkilemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272260

AİHM, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğu için 'makul şüphe'nin varlığının bir ön koşul (olmazsa olmaz bir koşul) olduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, davanın hiçbir aşamasında başvurucunun bir suç işlediğine dair makul şüphe bulunmadığını tespit ettiğinden (5 § 1 ihlali), tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin (kaçma riski, delil karartma gibi) ilgili ve yeterli olup olmadığını ayrıca incelemeye gerek görmemiştir. 'Makul şüphe'nin yokluğu, tutukluluğun temelini ortadan kaldırdığı için, diğer gerekçelerin varlığı veya yeterliliği anlamsız hale gelmektedir. Bu nedenle, makul şüphe yokluğu tespiti, otomatik olarak Sözleşme'nin 5. maddesi § 3'ün de ihlal edildiği sonucunu doğurmuştur (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 119-120).