Belirsiz alacak davası (HMK m. 107) ile kısmi dava (HMK m. 109) arasındaki temel fark nedir? Bir alacağın miktarının taraflar arasında 'tartışmalı' olması, o alacağın belirsiz alacak davasına konu edilebilmesi için yeterli bir sebep midir? Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2018/1047 sayılı kararı bu konuda neyi vurgulamıştır?
Temel fark, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının veya değerinin davacı tarafından belirlenebilir olup olmamasında yatar. Belirsiz alacak davası, alacağın miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde açılabilir. Kısmi dava ise, miktarı belirli veya belirlenebilir olan bölünebilir bir alacağın sadece bir kısmının dava edilmesidir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin anılan kararına göre, sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık veya tartışma olması, alacağı belirsiz hale getirmez. Önemli olan, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değeri objektif olarak belirleyip belirleyemediğidir. Eğer belirleyebiliyorsa (örneğin kendi kayıtlarına veya basit bir hesaplamaya dayanarak), alacak belirli kabul edilir ve belirsiz alacak davası açılamaz. Bu durumda dava, hukuki yarar yokluğundan reddedilmelidir (Yargıtay 22. HD, E. 2017/8724, K. 2018/1047).