Taner Kılıç kararında AİHM, CMK'nın 141. maddesi uyarınca açılacak bir tazminat davasının, Sözleşme'nin 5. maddesi § 1 ve § 3 kapsamındaki şikayetler için neden 'etkili bir hukuk yolu' olmadığına karar vermiştir? Bu değerlendirmede Anayasa Mahkemesi'nin rolü ne olmuştur?
AİHM, CMK md. 141'in etkili bir yol olmadığına karar vermiştir çünkü başvurucunun şikayeti sadece tutukluluk süresinin uzunluğuna değil, aynı zamanda bir suç işlediğine dair 'makul şüphe'nin ve tutukluluğu haklı kılan 'ilgili ve yeterli gerekçelerin' en başından beri bulunmadığına ilişkindi. AİHM, yerel mahkemelerin ve özellikle başvurucunun bireysel başvurusunu 'açıkça dayanaktan yoksun' bularak reddeden Anayasa Mahkemesi'nin kararları ışığında, CMK md. 141'e dayalı bir tazminat davasının başarı şansının bulunmadığını değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin, tutuklamanın hukuka aykırı olmadığını tespit etmesi, daha alt dereceli bir mahkemenin aynı konuda farklı bir karar vererek tazminata hükmetmesini fiilen imkansız hale getirmektedir. Bu nedenle, bu yolun teoride var olması, pratikte etkili olduğu anlamına gelmemektedir (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 71-74; Selahattin Demirtaş v. Türkiye (no. 2) kararına atıfla).