AİHM, Taner Kılıç kararında Sözleşme'nin 10. maddesi (ifade özgürlüğü) kapsamında bir 'müdahale'nin varlığını hangi aşamadan itibaren ve hangi gerekçeyle kabul etmiştir? Başvurucunun bir STK yöneticisi olması bu değerlendirmeyi nasıl etkilemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #272242

AİHM, müdahalenin varlığını, başvurucu aleyhine ikinci ceza davasının açıldığı 4 Ekim 2017 tarihli iddianameden sonraki aşama için kabul etmiştir. Zira bu iddianamede, başvurucu sadece ByLock kullanımı gibi iddialarla değil, aynı zamanda doğrudan insan hakları savunuculuğu faaliyetleriyle (örneğin, bir çalıştay düzenlemek, farkındalık kampanyalarına katılmak) suçlanmıştır (§ 149-150). Mahkeme, bir insan hakları savunucusunun, doğrudan bu faaliyetleriyle ilgili suçlamalarla tutuklanmasının, ifade özgürlüğünün kullanımına gerçek ve etkili bir kısıtlama getirdiğini ve dolayısıyla bir 'müdahale' teşkil ettiğini belirtmiştir. Başvurucunun Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Başkanı olması, eylemlerinin ifade özgürlüğü ve sivil toplum faaliyetleri kapsamında korunması gerektiğini güçlendirmiş ve bu faaliyetler nedeniyle yargılanmasının caydırıcı bir etki yarattığını göstermiştir (AİHM Taner Kılıç Kararı, § 145-147, 151).