Bir sanık, yargılandığı davada hem TCK m.155/2 (hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma) hem de TCK m.207 (özel belgede sahtecilik) suçlarından mahkum edilmiştir. Sanığın eylemi, sahte fiş ve tahsilat makbuzları düzenleyerek şirket mallarını satıp bedelini zimmetine geçirmek şeklindedir. Bu durumda, sahtecilik suçunun bağımsız bir suç olarak mı, yoksa güveni kötüye kullanma suçunun unsuru olarak mı değerlendirilmesi gerektiği nasıl tespit edilir?
Bu durumda TCK m.212'deki 'gerçek içtima' kuralı uygulanır ve sanık her iki suçtan da ayrı ayrı cezalandırılır. TCK m.212, 'Sahte resmî veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.' demektedir. Olayda sanık, güveni kötüye kullanma suçunu işlerken ve gizlerken, araç suç olarak özel belgede sahtecilik suçunu da işlemektedir. Sahtecilik eylemi, güveni kötüye kullanma suçunun zorunlu bir unsuru değildir; sanık bu suçu sahtecilik yapmadan da işleyebilirdi. Sahtecilik, suçun işlenmesinde bir kolaylık sağlamakta ve suçun ortaya çıkmasını engellemektedir. Bu nedenle, sahtecilik fiili bağımsız suç vasfını korur ve fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır. Metindeki Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2014/18189 E., 2017/8449 K. sayılı kararında da her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği kabul edilmiştir.