Haksız tutuklama nedeniyle tazminat davasında (CMK m.141), serbest meslek sahibi (örneğin bakkal) bir davacının maddi zararının (kazanç kaybının) hesaplanmasında hangi ilkeler gözetilmelidir? Davacının vergi dairesine beyan ettiği gelirin düşük olması, tazminatın bu düşük miktar üzerinden hesaplanmasını zorunlu kılar mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #271195

Hayır, zorunlu kılmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/518 E., 2018/293 K. sayılı kararına göre, basit ticari usulde kazanç elde eden davacının maddi zararının hesaplanmasında sadece vergi dairesine beyan ettiği düşük gelire bağlı kalınması hak ve nasafet ilkesine uygun değildir. Mahkeme, öncelikle davacının tutuklu kaldığı dönemde işyerinin açık olup olmadığını, bir gelir elde edip etmediğini araştırmalı ve gerçek gelirini tespit etmeye çalışmalıdır. Bu tespit için ilgili meslek odasından bilgi istenebilir. Gerçek gelirin tespiti mümkün olmazsa veya tespit edilen gelir asgari ücretten az ise, tazminat, en azından kişinin temel ihtiyaçlarını karşılayan ve insanca yaşamasına imkân tanıyan 'net asgari ücretin tamamı' üzerinden hesaplanmalıdır. Yani, vergi beyanı tek ve bağlayıcı delil değildir; mahkeme, hakkaniyete uygun gerçek zararı belirlemelidir.