Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2007/2157 Esas, 2007/3988 Karar sayılı kararında, 5237 sayılı TCK'nın adli para cezası sisteminde 'gün para cezası istemi'nin kabul edilmesiyle 'nispi para cezasına yer verilmediği' genel ilkesini açıklayınız. Bu ilkenin, TCK 158/1-e ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2. maddesindeki 'istisnai para cezası' hesaplarıyla nasıl bir çelişki oluşturduğunu tartışınız.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin anılan kararına göre, 5237 sayılı TCK'nın genel sisteminde 'gün para cezası istemi' kabul edilmiş ve bu sistemde ilke olarak 'nispi para cezasına yer verilmemiştir' (TCK 52, 61). Bu, para cezasının doğrudan miktar üzerinden değil, gün sayısı üzerinden belirlenip sonra miktar çarpımına gidilmesi anlamına gelir. Ancak, TCK 158/1-e ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160/2. maddesindeki düzenlemelerle, 'istisnai para cezası hesabı'nın bazı suç türleri için benimsendiği görülmektedir. Örneğin, TCK 158/1-e'de adli para cezasının suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı, 5411 sayılı K. 160/2'de ise bankanın uğradığı zararın üç katından az olamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, TCK'nın genel sistematiğinde nispi para cezasının terk edilmesine rağmen, ağır ekonomik suçlarla mücadelede caydırıcılığı artırmak amacıyla istisnai olarak nispi para cezası hesaplarının korunduğu veya yeniden getirildiği bir çelişkiyi veya özel düzenlemeyi ortaya koyar. Bu istisnalar, suçtan elde edilen haksız kazancın büyüklüğüne göre cezanın orantılı bir şekilde artırılmasını amaçlar. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2007/2157, K. 2007/3988, TCK 52, TCK 61)