Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2007/2157 Esas, 2007/3988 Karar sayılı kararında, nitelikli dolandırıcılık suçunda (TCK 158/1-e) adli para cezasının hesaplanmasında 'suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz' hükmünün uygulanabilmesi için hangi temel şartın sağlanması gerektiğini açıklayınız. Bu şartın, adli para cezasının belirlenmesindeki rolünü tartışınız.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, 5377 sayılı Yasa'nın 19. maddesi ile değişik TCK 158/1-e (nitelikli dolandırıcılık) son bendindeki 'adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz' hükmünün uygulanabilmesi için *öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerektiği* belirtilmiştir. Bu şart, adli para cezasının nispi (oransal) olarak belirlendiği durumlarda cezanın alt sınırını belirleyen temel kriterdir. Eğer somut olayda suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belirli değilse, genel kurallara (TCK 52/1, 61/8) göre 5 ila 5.000 tam gün arasında belirlenecek gün sayısı üzerinden adli para cezası hesaplanır. Ancak menfaat miktarı belli ise, hesaplanan adli para cezası, bu menfaatin iki katından az olamayacak şekilde yükseltilir. Bu durum, suçtan elde edilen haksız kazancın ceza miktarında doğrudan bir etken olarak ele alınmasını ve failin ekonomik çıkar beklentisinin önüne geçilmesini amaçlar. (Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2007/2157, K. 2007/3988, TCK 158/1-e)