HMK Madde 165 uyarınca bekletici sorun kararı verilirken, 'o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir' hükmü, mahkemenin bu konudaki takdir yetkisini mi, yoksa mutlak bir zorunluluğu mu ifade eder? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, özellikle bekletici sorunun davanın sonucunu 'kısmen veya tamamen' etkileme durumlarını dikkate alarak tartışınız.
HMK 165/1'deki 'yargılama bekletilebilir' ifadesi, ilke olarak mahkemeye bir takdir yetkisi tanımaktadır. Ancak Yargıtay, bekletici sorunun davanın sonucunu 'kısmen veya tamamen' etkilemesi durumunda, bu takdir yetkisinin adil yargılama ve usul ekonomisi ilkeleri çerçevesinde kullanılmasını ve çoğu zaman bekletmenin zorunlu hale geldiğini kabul etmektedir. Yani, eğer bekletici sorun teşkil eden husus çözülmeden esas dava hakkında sağlıklı ve adil bir karar verilmesi mümkün değilse, mahkeme bu yetkisini kullanmak durumundadır. Örneğin, mülkiyetin aidiyetine ilişkin bir dava (tapu iptali ve tescil) derdestken, o taşınmazla ilgili elatmanın önlenmesi davası (Yargıtay 8. HD, E. 2017/16228, K. 2017/17529) veya kira sözleşmesinin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlık (Yargıtay HGK, E. 2013/6-1683, K. 2015/1447) gibi durumlarda, bekletme kararı verilmesi neredeyse kaçınılmazdır. Bu durum, hukuki belirsizliği gidererek çelişkili kararların önüne geçme amacını taşır.