TCK 87/1-c'de düzenlenen 'yüzde sabit iz' kavramını adli tıp kriterleri açısından açıklayınız. Yaralanmanın iyileşme sürecinin tamamlanması ve en az altı aylık bekleme süresinin bu tespit açısından neden kritik olduğunu Yargıtay içtihatları ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #269170

TCK 87/1-c, kasten yaralama fiilinin 'yüzde sabit ize' neden olması halinde cezada artırım öngörür. Adli tıp kriterlerine göre, 'yüzde sabit iz', yaralanma sonrasında yüz sınırları içerisinde kalan ve iyileştikten sonra gün ışığında veya iyi aydınlatılmış bir ortamda, insanlar arası sözel diyalog mesafesinden (1-2 metre) ilk bakışta belirgin bir şekilde fark edilebilen izlerdir. Bu izler, yüzün genel görünümünü değiştirmez ancak kalıcıdır. Yargıtay, bu tür bir tespitin, yaralanmadan *en az altı ay sonra* ve iyileşme sürecinin tamamlanmasından sonra yapılacak muayene sonucu düzenlenecek rapora göre yapılabileceğini vurgular (Ceza Genel Kurulu, E. 2018/309, K. 2018/309; E. 2018/288, K. 2018/288). Bu bekleme süresi kritiktir, çünkü yaranın ilk aşamasındaki görünümü ile iyileşme sonrası bıraktığı iz arasında önemli farklar olabilir ve bazı lezyonlar başlangıçta basit tıbbi müdahale ile giderilebilir görünse de, daha sonra sabit iz bırakabilir. Bu süre geçmeden alınan raporlar, sabit iz tespiti açısından hükme esas alınamaz.