HMK 382. maddede çekişmesiz yargı işleri için belirtilen üç temel ölçütü (HMK 382/1-a, b, c) detaylı bir şekilde açıklayınız. Bu ölçütlerin, çekişmesiz yargının geleneksel yargılamadan ayrımını nasıl sağladığını ve hakimin bu süreçteki rolünü tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #269161

HMK 382/1, çekişmesiz yargıyı hukukun mahkemelerce belirli ölçütlere göre bu yargıya giren işlere uygulanması olarak tanımlar: a) İlgililer arasında uyuşmazlık olmayan hâller: Bu, tarafların bir hak veya hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu konusunda çekişme içinde olmadığı durumları ifade eder. Örneğin, ad değiştirme talebi gibi başvurularda, genellikle davacının talebine karşı çıkan bir taraf bulunmaz. b) İlgililerin, ileri sürülebileceği herhangi bir hakkının bulunmadığı hâller: Bu, talepte bulunan kişilerin, taleplerini bir dava hakkına dayanarak ileri sürmediği durumları kapsar. Burada talep, bir hakkın tespiti veya ihlali değil, hukuki durumun oluşturulması veya değiştirilmesi yönündedir. c) Hâkimin resen harekete geçtiği hâller: Bu ölçüt, hakimin kendiliğinden, yani tarafların talebine bağlı olmaksızın yargılamayı başlattığı veya belirli işlemleri yaptığı durumları ifade eder. Örneğin, vesayet işleri gibi kamu düzenini ilgilendiren konularda hakim resen hareket edebilir. Bu üç ölçüt, çekişmesiz yargının 'çekişmeli' bir yargılamadan ayrılmasını sağlar. Hakimin rolü, burada uyuşmazlığı çözmekten ziyade, hukuki durumu tesis etmek, hukuki belirsizliği gidermek veya bir hukuki işlemi onaylamaktır. (HMK 382/1, HMK 382 Gerekçesi)