Bir sanık hakkında CMK m. 101/3 uyarınca tutuklama talep edildiğinde müdafii bulundurma zorunluluğu varken, sanığın bu hakkından feragat etmesi hukuken mümkün müdür? Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/487 sayılı kararındaki karşı oyda bu durum nasıl ele alınmıştır?
Zorunlu müdafilik hallerinde sanığın bu haktan feragat etmesi hukuken mümkün değildir. CMK m. 101/3, tutuklama talebiyle sorguya sevk edilen şüpheli veya sanık için müdafi yardımını zorunlu kılmıştır. Bu, sanığın iradesine bağlı olmayan, kamu düzenine ilişkin bir kuraldır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki karşı oyda ise, AİHS ve AİHM kararlarına atıf yapılarak, sanığın belirli koşullarda avukat yardımından faydalanma hakkından gönüllü ve kesin bir şekilde feragat edebileceği savunulmuştur. Ancak Türk iç hukukunda CMK'nın 150. maddesinde sayılan zorunlu müdafilik halleri (tutuklama talebi de bunlardan biridir) sanığın iradesine üstünlük tanır ve feragati geçersiz kılar. Çoğunluk görüşü de bu yöndedir ve sanığa müdafii atanmadan yapılan sorgu ve tutuklamanın savunma hakkı ihlali olduğuna karar vermiştir.