Malpraktis davalarında, Danıştay'ın 'ağır hizmet kusuru' arama eğiliminin, sağlık hizmetlerinin 'riskli' bir kamu hizmeti olması gerekçesine dayandırılması ne anlama gelmektedir?
Bu gerekçe, Danıştay'ın, sağlık hizmetlerinin doğası gereği belirli ve öngörülemez riskler taşıdığını kabul etmesine dayanır. Buna göre, tıp bilimi mutlak ve kesin sonuçlar vaat etmez; her tıbbi müdahale, hekimin kusuru olmasa dahi istenmeyen sonuçlar (komplikasyonlar) doğurma potansiyeli taşır. Danıştay, bu 'riskli' nitelik nedeniyle, idarenin (kamu hastanesinin) her olumsuz sonuçtan sorumlu tutulmasının, kamu hizmetinin işleyişini felce uğratabileceğini ve hekimlerin riskli müdahalelerden kaçınmasına (defansif tıp) yol açabileceğini düşünmektedir. Bu nedenle, idarenin tazminat sorumluluğunun doğması için, hizmetin işleyişindeki basit bir hata veya ihmalden ziyade, hizmetin organizasyonunda, personel seçiminde veya denetiminde açık, bariz ve affedilemez bir kusurun, yani 'ağır hizmet kusurunun' varlığını arama eğilimindedir. Bu, idarenin sorumluluk alanını daraltan bir yaklaşımdır.