Sanığın savunması alınmadan, CMK m. 195'teki koşullar da oluşmadığı halde mahkumiyet kararı verilmesi, hangi temel ceza muhakemesi ilkelerinin ihlalidir?
Bu durum, ceza muhakemesinin birçok temel ilkesinin ihlali anlamına gelir: 1. **Yüz Yüzelik (Vasıtasızlık) İlkesi:** Sanığın duruşmada bizzat hazır bulunarak delillerin tartışılmasına katılması ve mahkemenin delilleri doğrudan doğruya değerlendirmesi ilkesi ihlal edilmiş olur. 2. **Savunma Hakkının Kutsallığı (CMK m. 147):** Sanığın sorgusu yapılmadan, suçlamalara karşı beyanda bulunma, delil sunma ve aleyhindeki delilleri çürütme imkanı elinden alınmış olur. Bu, Anayasa'nın 36. ve AİHS'nin 6. maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının en temel unsurudur. 3. **Çelişmeli Yargılama (Silahların Eşitliği) İlkesi:** Sanık, iddia makamının (savcılığın) ileri sürdüğü iddia ve delillere karşı kendi argümanlarını ve delillerini sunma fırsatı bulamaz, bu da taraflar arasındaki dengeyi bozar. 4. **Cezanın Bireyselleştirilmesi İlkesi:** Mahkeme, sanığı bizzat dinleyip onun kişiliği, duruşmadaki tutumu ve pişmanlığı hakkında bir kanaat edinmeden, cezanın bireyselleştirilmesine yönelik takdiri indirim (TCK m. 62) gibi kurumları sağlıklı bir şekilde değerlendiremez. Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/6028 E. sayılı kararı gibi birçok karar, bu durumu mutlak bir bozma nedeni olarak görmektedir.