Malpraktis davalarında, davacının talebi reddedildiğinde aleyhine hükmedilen nispi vekalet ücretinin, Anayasa'da güvence altına alınan 'mahkemeye erişim hakkı'nı ihlal edip etmediği nasıl değerlendirilir? (Ankara BİM 10. İDDK, 2017/237 K. ve AYM kararına atıfla)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #268216

Bu durum, her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilir. Kural olarak, dava sonucundaki başarıya dayalı vekalet ücreti yükümlülüğü tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal etmez. Ancak, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi'nin 2017/237 K. sayılı kararında atıf yapılan Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, bu yükümlülük 'dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça' meşru kabul edilir. Eğer reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekalet ücreti, 'abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etme' amacını aşarak, birey aleyhine 'katlanılması zor bir külfet' yüklüyorsa ve kamu yararı ile birey hakkı arasındaki adil dengeyi bozuyorsa, bu durum mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak kabul edilebilir. İdare Mahkemesi, bu gerekçelerle, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağına ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine karar vererek, bu dengeyi somut olayda davacı lehine kurmuştur.