Sanığın, kendisini rahatsız ettiğini düşündüğü kişileri cezalandırmak amacıyla hareket ederken, karanlıkta yanlışlıkla kendi arkadaşını hasım zannederek öldürmesi durumunda, haksız tahrikin varlığı konusunda bir 'hataya' düştüğü söylenebilir mi? Bu durumda TCK m. 30/3 uygulanarak haksız tahrik indiriminden yararlanması mümkün müdür? (YCGK E. 2017/64, K. 2017/64)
Bu durumda haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2017/64, K. 2017/64 sayılı kararında bu konu detaylıca incelenmiştir. TCK m. 30/3, ceza sorumluluğunu azaltan nedenlerin (haksız tahrik gibi) koşullarının gerçekleştiği hususunda 'kaçınılmaz bir hataya' düşen kişinin bu hatasından yararlanacağını düzenler. Bu hükmün uygulanabilmesi için, ortada faili hataya düşüren ve haksız tahrikin var olduğu izlenimi yaratan, mağdurdan kaynaklanan bir eylem olmalıdır. YCGK kararındaki olayda ise, sanığı rahatsız eden kişilerin eylemleri haksız bir fiil niteliğinde değildir. Dolayısıyla, haksız tahrikin maddi şartları en baştan oluşmamıştır. Sanık, haksız bir fiil olmamasına rağmen, kendi varsayımıyla hareket edip yanlış kişiyi yaralamıştır. Ortada kendisini hataya düşüren haksız bir fiil bulunmadığı için, sanığın TCK m. 30/3'teki 'kaçınılmaz hata' hükmünden yararlanması ve dolayısıyla TCK m. 29'daki haksız tahrik indirimini alması mümkün değildir. Hata hükmünün uygulanabilmesi için, haksız tahrikin koşullarının varlığına dair objektif bir görünüşün faili yanıltması gerekir.