Tıbbi malpraktis davalarında maddi ve manevi tazminatın belirlenmesinde esas alınan kriterler nelerdir? Özellikle 'efor kaybı' tazminatının hukuki niteliğini ve kamu hastaneleri aleyhine açılan davalarda faiz başlangıcı konusundaki tartışmalı yargısal yaklaşımları değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #268110

Tıbbi malpraktis davalarında maddi ve manevi tazminatın belirlenmesi, zararın niteliği, hekimin kusurunun ağırlığı ve hastanın uğradığı sonuçlar dikkate alınarak yapılır. Temel dayanak Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri ve sorumluluk hukuku ilkeleridir. **Maddi Tazminatın Belirlenmesi:** Maddi zarar, 'mal varlığının aktifinde meydana gelen azalma ile mahrum kalınan gelirden yoksunluk' olarak ifade edilir (Danıştay kararları). TBK m. 53 ve 54, bedensel zararlar ve ölüm durumunda talep edilebilecek maddi zararları düzenler. Bu zararlar bilirkişi raporları ile saptanır (Kadim Hukuk makalesi). * **Ölüm Durumunda (TBK m. 53):** Cenaze giderleri, tedavi giderleri, çalışma gücünün azalmasından/yitirilmesinden doğan kayıplar, desteğin yoksun kalma zararları (Kadim Hukuk makalesi). * **Bedensel Zararlarda (TBK m. 54):** Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. * **Efor Kaybı Tazminatı:** Bu, doktrin ve içtihatlarla kabul edilen özel bir maddi zarar türüdür. Kişinin kalıcı sakatlığı nedeniyle kazancında bir eksilme olmasa dahi, aynı işi zarardan önceki durumuna göre veya diğer kişilere göre daha fazla efor sarfıyla yapması nedeniyle oluşan zararı ifade eder. Çalışma gücü kaybından farklıdır; maddi gelir azalmasına bağlı olmayan, ancak iş ve günlük yaşamı etkileyen genel bir kaybın telafisini amaçlar (Danıştay 10. Dairesi 06/07/2021 tarih, 2020/838 E., 2021/3857 K. - efor kaybı tazminatı kabulü). TBK m. 55/1 uyarınca hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz veya azaltılamaz. **Manevi Tazminatın Belirlenmesi:** Manevi zarar, kişilik haklarının ihlalinden doğan zarardır (Anayasa m. 17). Manevi tazminatın miktarı mahkemece kararlaştırılır. Miktar, zarara uğrayan kişinin durumuna, maddi tazminat miktarına ve olayın niteliğine göre belirlenir. Yüksek tutarlar olabilmekle birlikte, zenginleşmeye yol açmayacak şekilde belirlenmesi esastır (Kadim Hukuk makalesi). Danıştay kararlarında manevi tazminatın sembolik nitelikte olmayıp, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, hizmet kusurunun ağırlığını yansıtan ve kişinin olaydan duyduğu elem ve üzüntünün boyutunu dikkate alan bir yaklaşımla belirlenmesi gerektiği belirtilir (İstanbul BAM 06.06.2017 T., 2017/463 E., 2017/938 K. - yabancı cisim unutulması davasında manevi tazminat artırımı). **Faiz Başlangıcı Konusundaki Tartışmalı Yaklaşımlar:** Özel hukuk davalarında (örn. Tüketici Mahkemelerinde) faiz için genellikle olay tarihi esas alınır. Ancak kamu hastaneleri aleyhine açılan tam yargı davalarında, Danıştay kararlarında faizin, tazminatın idareden talep edildiği tarihte muaccel hale geldiği ve faizin de bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği kabul edilmektedir. İdareye başvuru yapılmadan dava açılmışsa dava tarihinden itibaren başlatılır. Bu yaklaşım, doktrinde eleştirilmekte ve faizin zararın meydana geldiği tarihten itibaren işletilmesi gerektiği savunulmaktadır (Kadim Hukuk makalesi). Bu farklılık, özellikle uzun süreli yargılamalarda davacının hak kaybına uğramasına neden olabilmektedir.