Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik kurumu, 'töre veya namus cinayetleri' bağlamında ve 'karşılıklı tahrik' hallerinde nasıl yorumlanmaktadır? Özellikle 'orantılılık ilkesi' ve 'kuşkudan sanık yararlanır' prensibinin bu tür durumlardaki uygulamalarını yargısal kararlar ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #268106

TCK'nın 29. maddesi, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimsenin cezasının indirileceğini hükme bağlar. Madde gerekçesi, 'haksız fiil' teriminin eklenmesinin amacının, özellikle 'töre veya namus cinayeti' olarak adlandırılan akraba içi öldürme suçlarında haksız tahrik indiriminin yanlış biçimde uygulanmasının önüne geçmek olduğunu belirtir. Bu nedenle, bir suçun mağduruna yönelik gerçekleştirilen fiiller dolayısıyla fail haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Örneğin, cinsel saldırıya uğramış kadına karşı babanın veya erkek kardeşin işlediği öldürme fiilinde, haksız tahrike dayalı olarak ceza indirimi yapılamaz (TCK 29 Gerekçesi; Yargıtay CGK 2017/906 E., 2020/64 K.). Bu, Medeni Kanun'daki sadakat yükümlülüğünün eşlere ait olması ve ahlaki/geleneksel kabul edilemeyecek durumların diğer aile bireyleri açısından haksızlık teşkil etmediği ilkesine dayanır. **Karşılıklı Tahrik ve Orantılılık İlkesi:** Karşılıklı tahrik oluşturan eylemlerde, fail ve mağdurun haksız davranışları birbirlerine oranla değerlendirilir. Kural olarak, haksız bir eylemle mağduru tahrik eden fail, karşılaştığı tepkiden dolayı tahrik altında kaldığını ileri süremez. Ancak maruz kaldığı tepki, kendi gerçekleştirdiği eylemle karşılaştırıldığında 'aşırı' veya 'açıkça orantısız' bir hal almışsa, bu tepki artık başlı başına haksız bir nitelik kazanır ve fail bakımından haksız tahrik oluşturur (Yargıtay CGK 2017/362 E., 2021/88 K.; Yargıtay CGK 2016/354; Yargıtay CGK 2018/11). Bu durumda etki-tepki arasındaki denge, fail lehine bozulmuş kabul edilir ve haksız tahrik hükümleri uygulanır. Değerlendirmede öncelik-sonralık durumu, eylemlerin boyutu, vahamet düzeyi, etkileri ve dereceleri dikkate alınır (Yargıtay CGK 2017/362 E., 2021/88 K.; Yargıtay CGK 2022/572 E., 2023/564 K.). Örneğin, sanığın ilk haksız eylemine karşı maktulün aşırı ve orantısız darp eylemi haksız tahrik oluşturabilir (Yargıtay CGK 2016/354). **'Kuşkudan Sanık Yararlanır' (In Dubio Pro Reo) Prensibi:** Eğer bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı, yoksa maktul/mağdurdan mı kaynaklandığı her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlanamazsa, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerekir (Yargıtay CGK 2017/362 E., 2021/88 K.). Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2018/2108 E., 2018/19346 K. sayılı kararında, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği hallerde, haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Ancak bu kabulün, dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu vardır. Her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilmelidir (Yargıtay CGK 2022/572 E., 2023/564 K.).