Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2013/1225 K. sayılı kararındaki azınlık görüşünün (Mustafa Kaya), iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin hukuka aykırı bulunmaması gerektiğini savunmasının temel gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #267938

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2012/17806 E., 2013/1225 K. sayılı kararındaki azınlık görüşü (Mustafa Kaya), iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen delillerin hukuka aykırı bulunmaması gerektiğini savunmuştur. Bu görüşün gerekçeleri arasında şunlar yer almaktadır: 1. **CMK 138'in Uygulanışı:** CMK 138'deki 'tesadüfen elde edilen deliller' hükmünün, uyuşturucu madde ticareti suçu ile ilgili yapılan iletişimin denetlenmesi sırasında suç ortağının ortaya çıkması halinde değil, soruşturma konusu suçtan başka bir suçun ortaya çıkması halinde geçerli olduğu. 2. **Katalog Suç Kriteri:** Telefon konuşmasına takılan şüphelinin soruşturulan suça iştirak ettiğinin tespit edilmesi durumunda, ikinci şüpheli hakkında hâkimden iletişim tespit kararı alınması gerektiği. 3. **Hukuka Uygunluk İlkesi:** 5271 sayılı CMK'nın 217. ve 289. maddelerinde 'kamusal yarar halinde hukuka aykırı deliller hükme esas alınır veya korunan hukuki değer' gibi bir ölçütün olmadığı, genişletilmiş yorum tarzının iletişimin tespit kararlarını kontrol edilemez hale getireceği. 4. **Tanıklıktan Çekinme Hakkı:** Sanıkların kardeş olması nedeniyle CMK 135/3'e aykırılık bulunmadığı, kardeşlerin iletişiminin kayda alınabilmesi için her iki sanık hakkında baştan itibaren soruşturma yapılıyor olması gerektiği. 5. **Maddi Gerçek:** Maddi gerçeğin araştırılmasını hedef alan ceza muhakemesinin amacının ne pahasına olursa olsun maddi gerçeği bulmak olmaması, ancak hukuka aykırı elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı. Mustafa Kaya, bu nedenlerle delillerin hukuka aykırı olduğu ve hükmün bozulması gerektiği düşüncesindedir. Ancak, çoğunluk görüşü farklı yönde karar vermiştir.