Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.06.2014 tarihli 2013/10-642 E. kararında, 'tanıklıktan çekinebilecek kişilerle' arasındaki iletişimin kayda alınmasına ilişkin CMK 135/3 hükmünün, 'birlikte suç işleme şüphesi altında bulunan kişileri' kapsayıp kapsamadığı hususu nasıl yorumlanmıştır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/10-642 E., 2014/302 K. sayılı kararında, CMK 135/3'teki 'şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz' hükmünün, 'birlikte suç işleme şüphesi altında bulunan kişileri' kapsamadığı kabul edilmiştir. Karar, öğretideki aksine görüşlere rağmen, tanıklıktan çekinme hakkına sahip olan kişinin suça katıldığı daha önceden başka delillerle belirlenmişse, artık bu noktada CMK 135/3 kapsamına giren bir dinleme ve kayıt yasağından söz edilemeyeceğini belirtmiştir. Zira, konuşması kayıt altına alınan kişinin, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi sıfatını o kayıttan önce kaybettiği kabul edilmektedir. Bu yorum, örgütlü suçlarla mücadelede delil elde etme imkanlarını genişletme amacını taşır ve 'hak ve adalet ilkelerine aykırılık' oluşmaması gerekçesiyle desteklenmiştir.