YCGK 2013/9-841 E., 2014/513 K. sayılı kararında, önleme araması kararının uygulanması sırasında suç şüphesi oluştuğunda adli arama usulüne geçilmemesi hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiştir. Bu durum, kolluğun 'adli kolluk' ve 'idari kolluk' görevleri arasındaki ayrımın önemini nasıl vurgular?
Bu durum, kolluğun 'idari kolluk' (önleme görevleri) ve 'adli kolluk' (suç soruşturma görevleri) görevleri arasındaki ayrımın ve bu görevlere ilişkin yetkilerin farklı hukuki rejimlere tabi olduğunun önemini vurgular. Önleme araması, idari kolluğun PVSK m.9'a göre yürüttüğü bir faaliyettir ve amacı tehlikeyi önlemektir. Ancak bu faaliyet sırasında somut bir suç şüphesi ortaya çıktığında (örneğin, YCGK kararındaki gibi dürbün ve jeneratör bulunması, şüphelinin abisinin örgüt üyesi olduğunun anlaşılması), durum artık 'adli' bir nitelik kazanır. Bu noktadan sonra kolluk, 'adli kolluk' sıfatıyla CMK hükümlerine (m.2/e, m.160, m.161) ve C.Savcısının talimatlarına göre hareket etmelidir. İdari bir yetkiye (önleme araması kararı) dayanarak adli bir işlemi (suç delili arama) sürdürmek, yetki ve usul kurallarının ihlali anlamına gelir ve elde edilen delilleri hukuka aykırı hale getirir. Bu, her görevin kendi yasal çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini gösterir.