Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2015/5742 E., 2016/2217 K. sayılı kararında, CMK m.119/4 (arama sırasında hazır bulunacak kişiler) hükmüne aykırı yapılan arama sonucu elde edilen sahte silah taşıma ruhsatının hukuka aykırı delil sayılması, 'hukuka aykırılığın sirayeti' (zehirli ağacın meyvesi) ilkesine bir örnek teşkil eder mi?
Evet, bu durum 'hukuka aykırılığın sirayeti' veya 'zehirli ağacın meyvesi' ilkesine dolaylı bir örnek teşkil edebilir. Kararda, aramanın kendisi CMK m.119/4'e aykırılık nedeniyle usulsüz (hukuka aykırı) bulunmuştur. Sanık, bu hukuka aykırı arama sırasında ele geçirilen (ancak kendisi tarafından ibraz edilen) Walter P99 tabancanın ruhsatlı olduğunu düşünerek cüzdanından sahte ruhsatı çıkarmıştır. Eğer arama hiç yapılmasaydı veya hukuka uygun yapılsaydı ve tabanca bulunmasaydı, sanık belki de bu sahte ruhsatı ibraz etme durumunda kalmayacaktı. Dolayısıyla, sahte ruhsatın ortaya çıkışı, hukuka aykırı başlayan bir işlemin devamı niteliğindedir. Karar, doğrudan 'bu sahte ruhsat da hukuka aykırı aramanın bir sonucudur' demese de, usulsüz arama sonucu elde edilen tüm bulguların (tabanca, şarjör, fişekler VE sanığın ibraz ettiği sahte ruhsat) mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağını belirtmiştir. Bu, başlangıçtaki hukuka aykırılığın, ondan sonra elde edilen veya onunla bağlantılı olan diğer delillerin de kullanılabilirliğini etkilediğini gösterir.