CMK m.138/2 uyarınca, iletişim denetlenirken tesadüfen katalog dışı bir suça ilişkin delil elde edilirse, bu delil o katalog dışı suç için 'başlangıç şüphesi' oluşturup, bu şüpheye dayanarak CMK m.116 uyarınca (makul şüpheyle) arama kararı talep edilebilir mi?
Bu çok tartışmalı bir konudur. CMK m.138/2, katalog dışı suçlar için elde edilen tesadüfi delillerin kullanılmasını yasaklar. Yargıtay kararları (örn: YCGK 2016/944 E.) bu yasağı genellikle mutlak olarak yorumlar ve bu delillerin hükme esas alınamayacağını belirtir. 'Başlangıç şüphesi' olarak kullanılıp kullanılamayacağı konusunda net bir Yargıtay içtihadı metinlerde yer almamakla birlikte, Yargıtay 5. CD 2021/5889 E. kararı gibi bazı kararlar, hukuka aykırı delillerin (ve onlardan hareketle elde edilenlerin) 'zehirli ağacın meyvesi' prensibiyle kullanılamayacağını ima eder. Eğer tesadüfi delil katalog dışı bir suç için kullanılamıyorsa, bu delilin dolaylı olarak başka bir tedbire (arama gibi) zemin hazırlaması da bu yasağın dolanılması anlamına gelebilir. Doktrinde bu konuda farklı görüşler olsa da, Yargıtay'ın genel eğilimi hukuka aykırı delillerin ve türevlerinin kullanımına karşı katı bir tutum sergilemektir.