Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/105 E., 2017/118 K. sayılı kararında, kolluğun devriye sırasında karşılaştığı suçüstü halinde PVSK Ek 6. maddeye dayanarak yaptığı işlemlerin hukuka uygun bulunması, bu işlemlerin 'koruma tedbiri' mi yoksa 'önleme tedbiri' mi olduğu tartışmasını nasıl etkiler?
Bu durum, 'önleme' ve 'adli görev' arasındaki geçişkenliği gösterir. Kolluk devriye görevi yaparken (önleme amaçlı) bir suçüstü haliyle karşılaştığında, PVSK Ek 6. madde uyarınca 'suça el koymak, önlemek, sanık ve suç delillerini tespit, muhafaza ve yetkili zabıtaya teslim etmekle' görevli hale gelir. Bu aşamada yapılan işlemler (şüphelinin durdurulması, kaba üst yoklaması, suç eşyasının muhafazası) artık adli bir nitelik kazanır ve ceza muhakemesinin amaçlarına hizmet eden 'koruma tedbirleri'ne yaklaşır. YCGK kararı da bu durumu CMK m.90/4 (yakalama sonrası tedbirler) ve Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.8(f) (suçüstü halinde karar gerekmeyen arama) ile ilişkilendirerek, yapılan işlemleri hukuka uygun birer 'koruma tedbiri' (veya suçüstü halinin gerektirdiği adli kolluk görevi) olarak meşrulaştırmıştır. Yani, önleyici bir görev sırasında karşılaşılan suçüstü hali, durumu adli bir boyuta taşır ve buna uygun tedbirlerin alınmasını gerektirir.