Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/23 E., 2017/82 K. sayılı kararında, sanığın üst yoklamasının hem PVSK m.4/A'ya hem de 'önleme arama kararına' dayandırılması, bu iki hukuki dayanağın eş zamanlı olarak bir olaya uygulanabilirliğini mi gösterir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #267675

YCGK 2016/23 E., 2017/82 K. kararında, Narkotik Büro görevlilerinin istihbari bilgi üzerine gittikleri yerde sanıktan şüphelenip PVSK m.4/A uyarınca yoklama yapmaları ve uyuşturucu bulmaları 'suçüstü' hali olarak kabul edilmiş ve bu durumda CMK m.90/4, PVSK m.13/1-A, Ek 6 ve AÖAY m.8(f) uyarınca arama kararına gerek olmadığı belirtilmiştir. Kararın devamında, 'kaldı ki, elde edilen soyut istihbari bilginin niteliği ... itibarıyla, ... hakkında adli arama kararı alınmasını gerektirecek makul suç şüphesi altında olmayan sanığın üst yoklamasının, karar alınmasını gerektirmeyen “suçüstü” hükümlerinin ötesinde, olay yeri ve zaman dilimini kapsayan, veriliş amacı da suç işlenmesinin önlenmesi ... olan önleme arama kararına dayandırıldığı' ifade edilmiştir. Bu, Yargıtay'ın olayı öncelikle suçüstü ve PVSK m.4/A kapsamında değerlendirdiğini, ancak alternatif bir hukuki dayanak olarak (belki de tedbirin hukuka uygunluğunu pekiştirmek amacıyla) mevcut bir önleme arama kararının da varlığına işaret ettiğini gösterir. İki dayanağın teorik olarak çelişebileceği (önleme araması suç şüphesi yokken, PVSK m.4/A yoklaması 'umma derecesinde makul şüphe' ile) durumlar olsa da, Yargıtay somut olayda her iki temelde de işlemi hukuka uygun bulmuş görünmektedir. Ancak, suç şüphesi somutlaştığında adli arama kurallarının öncelikli olması genel ilkedir.