Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2015/15895 E., 2016/1979 K. sayılı kararında, gizli soruşturmacı olarak atanan kamu görevlilerinin (eğer kolluk görevlisi iseler) tanık olarak dinlenmeleri gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, CMK m.139/3'teki 'Soruşturmacının kimliği, görevinin sona ermesinden sonra da gizli tutulur.' hükmüyle nasıl bağdaştırılabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #267671

Bu iki durum arasında bir denge kurulması gerekir. CMK m.139/3, gizli soruşturmacının kimliğinin kural olarak gizli tutulmasını öngörür. Ancak, adil yargılanma hakkı (AİHS m.6) ve sanığın aleyhindeki tanıklara soru sorma hakkı (CMK m.201, m.217) da temel ilkelerdendir. Yargıtay kararındaki ifade, eğer gizli soruşturmacının elde ettiği bilgiler (veya tutanaklar) sanık tarafından kabul edilmiyorsa ve mahkumiyet büyük ölçüde bu bilgilere dayanacaksa, bu bilgileri sağlayan kişinin (kolluk görevlisi ise) tanık olarak dinlenmesinin, savunma hakkının tesisi için gerekli olabileceğini ima eder. Bu dinleme, CMK m.58/2 (kimliği saklı tutulan tanık) veya Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre, kimlik gizliliği korunarak yapılabilir. Burada amaç, sanığın delillerle doğrudan yüzleşmesini ve sorgulamasını sağlamak ile gizli soruşturmacının güvenliğini korumak arasında bir denge kurmaktır. Eğer gizli soruşturmacı CMK m.139 anlamında değil de, PVSK Ek 6 veya genel kolluk yetkileri kapsamında delil toplayan bir kolluk görevlisi ise, zaten tanık olarak dinlenmesi genel kuraldır.