CMK m.119/1 uyarınca 'gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının ... yazılı emri ile' arama yapılabilmesi, bu emrin verilme anındaki objektif koşullara mı, yoksa C.Savcısının sübjektif değerlendirmesine mi bağlıdır? Yargıtay içtihatları bu konuda ne yöndedir?
Gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığı, Cumhuriyet Savcısının salt sübjektif değerlendirmesine değil, olayın o anki objektif koşullarına bağlıdır. Yargıtay içtihatları (örneğin, Yargıtay 7. CD 2015/23918 E., 2017/8075 K. ve YCGK 2013/9-841 E. kararlarındaki genel mantık), bu durumun somut gerekçelerle ortaya konulmasını, gerçekten hâkime başvurmanın delillerin kaybolması veya şüphelinin kaçması gibi telafisi zor sonuçlar doğuracağı acil bir durumun var olmasını arar. Eğer mesai saatleri içinde veya hâkime kolayca ulaşılabilecek bir durumda bu yetki kullanılmışsa ve gecikmesinde sakınca hali yeterince gerekçelendirilmemişse, verilen arama emri hukuka aykırı sayılabilir. Yani, takdir yetkisi olsa da, bu keyfi değil, objektif ve denetlenebilir kriterlere dayanmalıdır.