CMK Madde 116 gerekçesinde belirtilen 'tahmin yeterlidir' ifadesi ile CMK Madde 116(1)'de aranan 'makul şüphe' arasında bir çelişki var mıdır? Bu iki kavram nasıl birbiriyle ilişkilendirilebilir?
İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, CMK Madde 116 gerekçesindeki 'tahmin yeterlidir' ifadesi, arama yapılacak kişinin mutlaka formel olarak 'şüpheli' veya 'sanık' sıfatını kazanmış olmasının gerekmediğini vurgulamak amacıyla kullanılmıştır. Ancak bu 'tahmin', CMK Madde 116(1)'in aradığı 'yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe' düzeyine ulaşmış, somut olgulara dayanan bir tahmin olmalıdır. Yani, gerekçedeki 'tahmin', soyut bir varsayım değil, 'makul şüphe'yi doğuran, akla ve hayatın olağan akışına uygun bir öngörüyü ifade eder. Dolayısıyla, 'tahmin' makul şüphenin bir unsuru veya sonucu olarak anlaşılmalıdır, onu ikame eden veya zayıflatan bir kavram değildir.