CMK m.116'da belirtilen 'makul şüphe' kavramı ile Anayasa'da güvence altına alınan özel hayatın gizliliği (m.20) ve konut dokunulmazlığı (m.21) arasında nasıl bir denge kurulmaya çalışılmıştır?
Makul şüphe kavramı, bu anayasal haklara keyfi müdahaleleri önlemek için bir eşik görevi görür. Arama gibi özel hayata ve konut dokunulmazlığına ciddi müdahale oluşturan bir tedbire ancak soyut tahminlerle değil, somut olgulara dayanan, akla ve mantığa uygun bir şüpheyle başvurulabilmesi, bu dengenin bir yansımasıdır. Şüphenin 'makul' olması, yani objektif bir temele dayanması, bireyi keyfi aramalara karşı korurken, suçla mücadeledeki kamusal yararın da gözetilmesini sağlar.