Bir Yargıtay kararında (örn: YCGK 2017/118) 'makul şüphe'nin PVSK m.4/A'daki 'makul sebep' ile eş anlamlı kullanıldığı durumlar olabilir mi? Yoksa bu iki kavram her zaman kesin çizgilerle ayrılır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #267405

Doktrinde ve bazı Yargıtay kararlarında (örn: YCGK 2017/118'in genel anlatımında), polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan ve durdurmayı haklı kılan PVSK m.4/A'daki 'makul sebep' ile, suç şüphesine dayanan ve aramayı (özellikle suçüstü gibi durumlarda) haklı kılan CMK m.116'daki 'makul şüphe' arasında bir geçişkenlik olabildiği veya benzer durumlara işaret ettiği görülmektedir. Özellikle suçüstü hallerinde veya şüphenin giderek yoğunlaştığı durumlarda, başlangıçtaki makul sebep hızla makul şüpheye evrilebilir. Ancak teorik olarak, önleme amaçlı durdurmadaki 'makul sebep' (bir tehlike veya suç işleme olasılığına dair genel emare) ile adli arama için gereken 'makul şüphe' (belirli bir suçun işlendiğine veya delillerin bulunacağına dair somut olgulara dayalı şüphe) farklı kavramlardır. YCGK 2017/118'de de 'durumundan şüphelenilen sanık' ve 'işlenmekte olan bir suçun varlığına ilişkin şüphe' ifadeleri kullanılarak aslında makul şüpheye işaret edilmiştir.