Dolandırıcılık suçunun (TCK Madde 157) 'malvarlığına karşı suçlar' kategorisinde yer almasına rağmen, madde gerekçesinde 'irade özgürlüğünün ihlali'nin de vurgulanması ne anlama gelir? Bu çifte hukuki konu, suçun diğer malvarlığı suçlarından (örn. hırsızlık, güveni kötüye kullanma) nasıl ayrıldığını gösterir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #265728

Dolandırıcılık suçu, TCK'nın 'Kişilere Karşı Suçlar' başlıklı Üçüncü Kısım'ında 'Malvarlığına Karşı Suçlar' başlıklı Yedinci Bölüm'de düzenlenmiştir. Ancak TCK Madde 157 Gerekçesi, suçun sadece malvarlığını korumakla kalmadığını, aynı zamanda 'kişinin irade özgürlüğünü' de koruduğunu belirtir. Bu durum, dolandırıcılık suçunu 'birden çok hukuki konusu olan' (karma nitelikli) bir suç yapar. **İrade Özgürlüğünün İhlali:** Suçun özü, failin hileli davranışlarla mağduru aldatarak, onun 'irade serbestisini etkilemesi' ve 'irade özgürlüğünü ihlal etmesidir'. Mağdur, bu hile sonucunda serbest iradesiyle yapmayacağı bir tasarrufu (malvarlığına zarar veren) kendi isteğiyle yapar. Bu, hırsızlık ve güveni kötüye kullanma suçlarından temel bir farktır: **Hırsızlık (TCK 141):** Mağdurun rızası yoktur, mal zilyedinin rızası dışında alınır. İrade özgürlüğünün ihlali doğrudan bir unsur değildir. **Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155):** Mağdurun malı faile rızasıyla teslim etmiştir (zilyetliği devretmiştir), ancak fail bu güveni kötüye kullanarak mal üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunur. Burada rıza başlangıçta geçerlidir ve ihlal edilen güven ilişkisidir. **Dolandırıcılık (TCK 157):** Mağdurun malı rızasıyla teslim etmesi söz konusudur, ancak bu rıza 'hile' nedeniyle sakatlanmıştır. Yani, mağdurun iradesi hileli davranışlarla yanıltıldığı için, bu suç hem malvarlığına hem de irade özgürlüğüne yönelik bir saldırıdır. Bu çifte hukuki konu, dolandırıcılık suçunu diğer malvarlığı suçlarından ayıran temel özelliktir.