Dolandırıcılık suçunda (TCK Madde 157) 'malvarlığı zararı'nın meydana gelmesi, suçun tamamlanması için mutlak bir şart mıdır? 'Teşebbüs' kavramı bu suç açısından nasıl yorumlanmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #265723

Dolandırıcılık suçu, 'zarar suçu' niteliğindedir. TCK Madde 157'nin tanımında 'onun veya başkasının zararına olarak' ibaresi yer aldığı için, suçun tamamlanabilmesi için mağdurun malvarlığında fiili bir zararın meydana gelmesi mutlak bir şarttır. Eğer hileli davranışlar sonucunda mağdur aldanmış, ancak herhangi bir malvarlığı zararı oluşmamışsa, suç tamamlanmamıştır. **Teşebbüs:** Dolandırıcılık suçuna teşebbüs mümkündür. TCK Madde 35'e göre, kişi işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamazsa, teşebbüsten sorumlu olur. Dolandırıcılık suçunda teşebbüs, failin hileli davranışları icra etmeye başlamasıyla (örn. sahte belgeyi sunma, yalan beyanları yapma) ancak bu hile sonucunda mağdurun aldanmaması veya aldanmasına rağmen malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunmaması (örn. parayı vermemesi) veya failin menfaati elde edememesi durumunda gerçekleşir. Örneğin, Yargıtay 21. Ceza Dairesi (2015/7821 E., 2016/4875 K.) bir olayda sanıkların kendilerini görevli gibi tanıtıp elektrik faturasını istemeleri ancak panikleyip evden ayrılmaları eylemini 'çıkar sağlamaya yönelik suç boyutuna ulaşmadığı' gerekçesiyle 'hazırlık hareketi' olarak kabul etmiş ve dolandırıcılık suçunun oluşmadığına karar vermiştir. Bu da, icra hareketlerinin başladığı ancak zararın oluşmadığı durumlarda teşebbüsün söz konusu olabileceğini gösterir.